SEMA ÖCAL
2 Ekim – 17 Ekim 2026 · Galeri Soyut / Çankaya · A Salonu
Sema Öcal'ın "Kök" başlıklı kişisel resim sergisi, 2 – 17 Ekim 2026 tarihleri arasında Galeri Soyut / Çankaya A Salonu'nda sanatseverlerle buluşuyor. 2 Ekim Cuma günü saat 18.00-20.
Sergi metninin tamamı ↓



















Kadın, doğa ve kimlik ilişkisini uzun süredir üretiminin merkezine alan Öcal, "Kök"te benliğin tek ve değişmez bir bütün olduğu düşüncesine ikili yüzlerle karşılık veriyor. Tuvallerde yan yana ya da iç içe beliren figürler kimi zaman birbirinin devamı, kimi zaman aynı kişinin farklı zamanlara ait hâlleri gibi görünüyor. Sıcak pembe ve kırmızı tonlarla derin mavilerin karşılaştığı bu yüzlerde göz renkleri yer değiştiriyor ve bir yüz ötekinin bakışını taşıyor. Bazı resimlerde iki çehre arasındaki sınır keskin bir çizgiyle belirginleşiyor. Bazılarında ise burun, dudak ve bakış birbirinin içine akarak tek bir yüzde buluşuyor.
Yapraklar bu resimlerde bir arka plan öğesi olmanın ötesine geçiyor. Tenin dokusuna karışıyor, yüzün parçası oluyor, figürle doğa arasındaki sınırı eritiyor. Kompozisyonların merkezinde sıkça beliren daire formu ise hem bir çerçeve hem de bir çekirdek gibi, serinin adındaki köke görsel bir odak kazandırıyor.
Serinin en güçlü imgelerinden biri geyik. Mitolojik anlatılardan bugüne yol gösterici ve koruyucu çağrışımlarıyla ulaşan bu figür, resimden resme kadın bedenine biraz daha yaklaşıyor. Kimi tuvalde alnın üzerinde küçük bir silüet olarak beliriyor, kimi tuvalde yüzün içine yerleşiyor, "Reyhan"da ise iki figürün arasında onlarla bütünleşen bir varlığa dönüşüyor. Böylece geçmişe ait bir imge yeniden biçimleniyor ve doğayla, bedenle, zamanla kurulan bağın parçası hâline geliyor.
Akademik bir titizlikle işlenmiş gerçekçi yüzleri düz renk alanlarından kurulan grafik bir dille bir araya getiren Öcal, tuval üzeri akrilik çalışmalarında izleyiciyi tek bir soruyla baş başa bırakıyor: İnsan kendisini yalnızca kendi sınırları içinde tanımlayabilir mi?
Sanatçının Galeri Soyut'taki altıncı kişisel sergisi olan "Kök", 17 Ekim 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilir.
"Kendimize ait sandığımız hikâyenin içinde, bizden önce yaşanmış hayatların, anlatılmış ya da susulmuş olanların izleri var. Kim olduğumuz sorusu belki de tam burada, taşıdıklarımız ile dönüştürdüklerimiz arasındaki yerde karşılığını buluyor."
KÖK / ROOT İnsanın hikâyesi, kendi yaşamının başladığı yerden çok daha geriye uzanır. Kendimize ait sandığımız hikâyenin içinde bizden önce yaşanmış hayatların, anlatılmış ya da susulmuş olanların izleri vardır. Bazıları hatırlanır, bazıları farkına varılmadan taşınır. Geçmiş böylece geride kalan bir zamandan çok bugünün içinde biçim değiştirmeyi sürdüren bir varlığa dönüşür.Resimlerde yan yana gelen figürler, benliğin tek ve değişmez bir bütün olduğu düşüncesini sessizce bozar. Kimi zaman birbirlerinin devamı, kimi zaman farklı zamanlara ait hâlleri gibi görünürler. Aralarındaki benzerlik kadar ayrılık da korunur. Bir yüz diğerinde karşılığını bulurken, iki ayrı varoluş arasında tanımlanması güç bir yakınlık belirir. Bu ikilik, insanın kendisini yalnızca kendi sınırları içinde tanımlayıp tanımlayamayacağına dair bir soru bırakır.Geyik figürünün kadın bedenine yaklaştığı, kimi zaman onunla birleştiği resimlerde bu sınırlar daha da belirsizleşir. Mitolojik anlatılardan bugüne ulaşan geyik, yol gösterici ve koruyucu çağrışımlarıyla belleğin daha eski katmanlarını da beraberinde taşır. Kadın figürüyle kurduğu yakınlıkta geçmişe ait bir imge yeniden biçimlenir ve doğayla, bedenle, zamanla kurulan bağın parçası hâline gelir. Kök, geçmişten bugüne ulaşanlarla, insanın başka insanlarla ve doğayla kurduğu bağların kesiştiği yerde belirir. Her kök aynı biçimde sürmez; bazıları korunur, bazıları dönüşür, bazılarıysa zaman içinde başka yönlere uzanır. Bu nedenle kök, yalnızca nereden geldiğimizle değil bize ulaşanlarla bugün kurduğumuz ilişkiyle de ilgilidir. Kim olduğumuz sorusu da belki tam burada, taşıdıklarımız ile dönüştürdüklerimiz arasındaki yerde karşılığını bulur.

