

İBRAHİM BALABAN (1921), eserleri Galeri Soyut arşivinde yer alan sanatçılardandır. Galeri Soyut sitesinde sanatçının 158 eseri ve 7 sergisi kayıtlı (eserlerin tarih aralığı 1945–2025). Sitedeki eserlerinde en çok görülen teknikler: Kağıt üzeri karakalem, Dijital baskı, Tuval üzeri yağlı boya. Eserleri hakkında bilgi ve fiyat için galeriye danışabilirsiniz.
İbrahim Balaban (1921, Bursa – 9 Haziran 2019; Güngören, İstanbul), Türk ressam ve yazar.
1921’de Bursa – Seçköy, Osmangazi’de dünyaya geldi. Doğduğu köyün 3 yıllık okulunda eğitim gördü. 1937 yılının son günlerinde, henüz 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde kendini avutmak için resim çizmeye başladı. Resimlerini zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle yapıyordu. Altı ay hapis ve 16,000 lira da para cezasına çarptırılmıştı; ancak para cezasını ödeyemeyince, para cezası üç yıl mahkümiyete çevrildi. Cezasının bitmesine çok az bir zaman kala dört mahkûmun saldırısına uğrayan Balaban, cezaevinden çıktıktan sonra evlendiği gün düğün evini basan hasmını öldürdü ve yeniden cezaevine girdi. 1942 ile 1944 ve 1947 ile 1950 yılları arasını Bursa Cezaevi’nde geçirdi.
Cezaevindeyken önce babası Hasan Çavuş’un cinayete kurban gittiği; daha sonra da doğumda karısının öldüğü ve çok kısa bir süre sonra da çocuğunun ölüm haberlerini aldı.
Ateşin Başında
Balaban, Bursa Cezaevi’nde kendisinden 20 yaş büyük olan Nâzım Hikmet’la tanıştı. Onun desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneği ortaya çıktı ve gelişti. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’i hikâyeci, Balaban’ı ise ressam olarak yetiştirmek istiyordu. İbrahim Balaban cezaevinde resmin yanı sıra felsefe, sosyoloji, ekonomi-politik konularında pratik bilgiler edindi. Ressam, yedi yıl süren Nâzım Hikmet’li günlerini ileriki yıllarda yazdığı Şair Baba ve Damdakiler kitabında anlatmıştır. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye konan “Aslolan Hayattır” adlı tiyatro oyununda ve “Mavi Gözlü Dev : Nâzım Hikmet” adlı sinema filminde (Yönetmen: Biket İlhan) bu kitaptan alıntılar vardır. Ayrıca kitabı yazar Haldun Çubukçu tarafından oyunlaştırılmış ve yönetmen Ayşe Emel Mesci tarafından sahneye konularak 2011 yılında Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmiştir.
Balaban, “Sanat yaşantının izdüşümüdür. Konu bir özdür, her öz kendi kabuğunu yapar. (Yani sanatsal biçimini oluşturur.) “ kuramını ortaya koymuş ve sanatını bu kuram üzerine oturmuştur. İlk sergisini 1953’te İstanbul’da, Fransız Kültür Merkezi’nde açtı. Sonraki yıllarda hem Türkiye’de, hem de yurtdışında pek çok sergi açtı. 1961’de Yeni Dal Grubu sergisindeki bir tablosundan dolayı yargılandı, ancak aklandı. Yine 1968’de Gazi Dergisi’nde basılan bir tablosundan dolayı yargılandı; ondan da aklandı. 1969’da Adana’da sergilediği resimleri saldırıya uğradı.
Resim eleştirmenleri kendisini “Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten ressam” olarak tanımlarlar. Balaban, sanat hayatını Dağınık, Nakışsı, Ağır Aksak, Oyuncaksı, Tutsak, Özgürlük gibi dönemlere ayırır. Önceleri köy yaşamının yoksulluğunu, köylü üretim araçlarını resmeden sanatçı, giderek destanlara, halk inançlarına, kahramanlarına, söylencelere, mitolojiye uzanır. Giderek kente göçü, kentteki yaşam ve demokrasi mücadelesini ele alır. Son dönemde Anadolu Erenleri ve Bereket Anaları’nı resimler.
Bugüne kadar ikibinden fazla tablo ve bunun birkaç katı desen üretti; kendisi aynı zamanda yazar olup, yayınlanmış 11 adet kitabı bulunmaktadır.
Ressam, son olarak desen çalışmalarını 2005’te İstanbul’da sergilemiştir. Bu desenler Balaban-Yaşamın Çizgileri / Desenler (Remzi Oğuz Yılmaz) kitabında toplanmıştır.
1990 yılında yayınlanan İbrahim Balaban-yaşamı sanatı anılar yankılar (Ahmet Köksal) kitabından sonra; resimlerini içeren Balaban-Yaşantının İzdüşümü (Zafer E. Bilgin) 2008 yılında yayınlanmıştır. Hasan Nazım Balaban ve Zafer E. Bilgin tarafından hazırlanıp 2009 yılında yayınlanan Balaban-Bir Ressam Yunus Emre kitabı kendisi hakkında yayınlanmış şiir, yazı, makele, kitap ve ansiklopedilerden derlenmiş yazıların toplandığı bir başvuru kitabıdır.
Hapiste birlikte yattığı Nâzım Hikmet de, onun “Bahar” adlı tablosundan etkilenerek “İbrahim Balaban’ın Bahar Tablosu Üstüne” adlı şiri yazacaktır: “İşte seyreyle gözüm, hünerini Balaban’ın /………../İşte sürülen toprak / İşte insan: / dağın, taşın, kurdun kuşun efendisi. / İşte çarıkları, işte poturunda yamalar / İşte karasaban. / İşte sağrılarında kederli, korkunç oyuklarıyla öküzleri. / On yıl mapusta yattı ama, kaybetmedi umudunu Balaban. / İşte Seçköyünden Ali’nin kızı geliyor al taylarıyla tarlaya. ” Ayrıca Nâzım Hikmet, İbrahim Balaban’ın “Mapushane Kapısı” ve “Harman” tabloları için de birer şiir yazmıştır.
Mart 2008 de vizyona giren Reis Çelik’in yönetmenliğini yaptığı “mülteci” filminde “Bülbül hoca” rolüyle yer almıştır. İkinci evliliğinden iki erkek, bir kız çocuğu ve beş torunu vardır. 1955 doğumlu oğlu Hasan Nazım Balaban da kendisi gibi ressamdır. Sanatçı 9 Haziran 2019’da Güngören, İstanbul’da tedavi gördüğü bir hastanede 98 yaşında ölmüştür. Cenazesi İstanbul’da Şişli Camii’nden kaldırılarak memleketi Bursa’ya gönderilerek memleketi Osmangazi ilçesine bağlı Seçköy’de defnedilmiştir.
İbrahim Balaban: hapishanede başlayan resimYazıyı oku →İBRAHİM BALABAN eserleri hakkında danışmanımızla konuşun ya da sanatçıyı uygulamada takip edin — yeni eserlerinden ilk siz haberdar olun.






























































































































































İbrahim Balaban (1921, Bursa – 9 Haziran 2019; Güngören, İstanbul), Türk ressam ve yazar.1921’de Bursa – Seçköy, Osmangazi’de dünyaya geldi. Doğduğu köyün 3 yıllık okulunda eğitim gördü. 1937 yılının son günlerinde, henüz 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde kendini avutmak için resim çizmeye başladı. Resimlerini zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle yapıyordu.
İBRAHİM BALABAN eserleri Galeri Soyut üzerinden satın alınabilir. Bu sayfadaki eser ızgarasından bir eseri açıp “Danışmana Sor” ile galeriye yazabilir, dilerseniz teklif verebilirsiniz. Fiyatı yayımlanmayan eserlerde fiyat bilgisi galeriden alınır; satılan eserler sertifikasıyla teslim edilir.
Galeri Soyut’taki eserlerine göre en çok kullandığı teknikler: Kağıt üzeri karakalem, Dijital baskı, Tuval üzeri yağlı boya. Sitedeki eserleri 1945–2025 yılları arasına tarihleniyor.
Galeri Soyut’ta 7 sergide yer aldı. En son: “DÖNEMLERİN TANIKLIĞI” (13 Mart – 30 Nisan 2026). Sergilerin tamamı bu sayfadaki “Sergi Tarihçesi” bölümünde listelidir.
Daha hızlı ve daha akıcı bir deneyim için uygulamamızı ücretsiz indirebilirsiniz.
Telefonunuza 4 haneli kod göndereceğiz — 10 saniyede giriş yapın, favorileriniz ve takipleriniz uygulamayla eşlensin.
Telefonunuza gelen 4 haneli doğrulama kodunu yazın.
SMS size ulaşmıyorsa sorun değil: talebinizi bırakın, galerimiz size özel bir giriş kodu tanımlayıp iletsin. Kod elinize ulaşınca bir önceki ekrandan girebilirsiniz.
💬 WhatsApp ile bize ulaşın