İbrahim Balaban: hapishanede başlayan resim

Türk resminde çok az sanatçının hikâyesi İbrahim Balaban’ınki kadar doğrudan hayatından çıkar. Resme cezaevinde, yağlıboya alacak parası olmadığı için zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle başladı. O yalınlık hiç kaybolmadı.
İbrahim Balaban kimdir?
1921’de Bursa’nın Seçköy’ünde doğdu, 9 Haziran 2019’da İstanbul’da öldü. Köyünün üç yıllık okulundan başka örgün eğitimi olmadı. On altı yaşında girdiği cezaevinde, vakit geçirmek için çizmeye başladı.
Hayatının belirleyici karşılaşması Bursa Cezaevi’nde oldu: burada Nâzım Hikmet ile tanıştı. Şairin desteği ve ilgisiyle yeteneği ortaya çıktı; Balaban’ın resmi de, kendini anlatma biçimi de bu yıllarda şekillendi. Sonraki yarım yüzyıl boyunca köylüyü, işçiyi, harman yerini ve anıtsal kadın figürünü resmetti; ayrıca kitaplar yazdı.
Neden hep emek?
Balaban’ın figürleri poz vermez, iş yapar. Kollar kaslıdır, gövdeler yere basar, hareket bir işin ortasında yakalanmıştır. Bu, süslemek için seçilmiş bir konu değil; ressamın kendi geldiği yerin resmidir.
Bir başka özelliği: Balaban desenle düşünür. Yağlıboyaları da güçlüdür ama kağıt üzerindeki kömür kalemi işleri onun asıl laboratuvarıdır — orada figürün iskeleti kurulur.
Bir esere yakından bakış
Galerinin küratör notundan:
“Eskimiş kağıdın dokusu ve arka plandaki tuğla benzeri soyut desen, figürlere derinlik ve topraksı bir gerçeklik katarken, çizgilerin değişken yoğunluğu figürlerin hacmini ve giysilerin dokusunu vurgular.”
Galeri Soyut küratör notundan
Başlıktaki “kraliçe” sözü aldatmasın: Balaban’ın taçlı figürü de köylü kadınlarının aynı gövdesine, aynı örgüsüne, aynı içe dönük bakışına sahiptir. Ustanın yaptığı şey sıradan olanı anıtsallaştırmaktır.
Başka örnekler
Küratör notu kompozisyonun sırrını veriyor: “sol üstten sağ alta doğru uzanan dinamik diyagonallerle, devasa harman yığını ile işçilerin ritmik hareketini birleştirerek güçlü bir anlatım sunuyor.” Kağıda yapıştırılmış kahverengi bant parçaları ise yüzeye toprağın rengini getirir.
Balaban’ın konusu köy ile sınırlı değildir; dünyadaki haksızlıklar da tuvale girer. Ama anlatım aynı kalır: büyük eller, ağır gövdeler, susan yüzler.
Bir Balaban resmine bakarken
- Ellere bakın. Balaban’da yüz kadar ellerin de anlatısı vardır.
- Çizginin kalınlaştığı yeri arayın. Basıncın arttığı yer, ressamın önemsediği yerdir.
- Desenleri küçümsemeyin. Onun kağıt işleri eskiz değil, bitmiş yapıtlardır.
Galeri Soyut’taki eserleri
Sitede İbrahim Balaban’ın 158 eseri ve 7 sergisi kayıtlı. Tümü İbrahim Balaban sayfasında; fiyat ve uygunluk için galeriye danışabilirsiniz.

Devrim Erbil: İstanbul’u kuşbakışı gören ressam2 dk
Ergin İnan: böceğin, harfin ve insan yüzünün ressamı2 dk
Abidin Dino: çizginin, sürgünün ve çiçeklerin ustası2 dk