İNSANIN EN SAHİCİ EŞİĞİNDE BİR MALZEME SORGULAMASI: "VİCDAN VE VİCDANIN KABUĞU"

Galeri Soyut / Çankaya, 19 Haziran – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında seramik sanatçısı Hatice Yazıcıoğlu Gürler’in ‘’Vicdan ve Vicdanın Kabuğu / Conscience and the Shell of Conscience’’ başlıklı 15. kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Açılışı 19 Haziran Cuma günü saat 18.00 – 20.00 arasında gerçekleştirilecek olan sergi, sanatçının çamurla olan 35 yıllık köklü bağını ve insanın en yalın, en sahici varoluşu olan "vicdan" kavramını formların estetik diline aktardığı etkileyici bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Sanatçının son dönem porselen ve seramik arayışlarını barındıran bu özel sergi, duygu, biçim ve renk arasındaki kırılma noktalarını keşfetmek isteyen tüm izleyicileri Galeri Soyut / Çankaya’nın C salonundaki bu zihinsel ve duyusal deneyime davet ediyor.

Sergi, soyut ve tek bir tanıma indirgenemeyecek kadar karmaşık bir kavram olan "vicdanı", seramik malzemenin sunduğu plastik olanaklar aracılığıyla somut birer sorgulama alanına dönüştürüyor. Sanatçı için vicdan; aklın geri çekilip duyguların görünür hale geldiği, karanlığın aydınlığa evrildiği o sarsıcı kırılma noktasıdır. Eserlerin yüzeyinde can bulan zengin renk paleti, bu içsel dünyanın derin haritasını çıkarıyor: Derin duyguların taşıyıcısı mavi, dönüşümün simgesi yeşil, yalnız bir hüznü fısıldayan mor, coşkunun rengi turuncu, zamansızlığın dokusu kahverengi ve saflığın harekete geçtiği anları temsil eden beyaz... "Vicdanın Kabuğu", bu renklerin ve katmanların ritmiyle o ilk kırılma anına, yani insanın kendi iç sesiyle yüzleştiği o saf ve biricik eşiğe işaret ediyor.

1991 yılında Trakya Üniversitesi Seramik Bölümü’nden mezun oluşundan bu yana çamurla dertleşen, inatlaşan ve adeta malzemenin diline tercüman olan Hatice Yazıcıoğlu Gürler, bu sergisinde maddesel bir manifesto sunuyor. Son döneminde yoğunlaştığı porselen formlar aracılığıyla kırılganlık ile dayanıklılık arasındaki o hassas sınır çizgisini araştıran sanatçı, endüstriyel pürüzsüzlüğe bilinçli bir karşı duruş sergiliyor. Eserlerin yüzeyindeki organik izler, dokular ve kasıtlı bırakılan kusurlar; yaşamın içindeki hataların, eksikliklerin ve yaşanmışlıkların birer plastik hatırası olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Böylece sergideki her bir yapıt, yalnızca estetik birer nesne olmanın ötesine geçerek birer iç ses, tanıklık ve zamansız birer hafıza mekânı haline geliyor.

İLGİLİ SANATÇILAR

HATİCE YAZICIOĞLU GÜRLER - Doğum tarihi yok

Haftanın Seçkisi

Yükleniyor...