A Salonuı
GALERİ SOYUT / ÇANKAYA
03 Nisan 2026 - 15 Nisan 2026
18.00 - 20.00
Resim Sergisi
Hakan Eraslan, "Sessizliğin Yankısı" başlıklı kişisel sergisinde, izleyiciyi modern dünyanın gürültüsünden arındırıp, ruhun en kuytu köşelerinde saklı kalmış o kadim coğrafyaya davet ediyor. Sanatçı, geçmiş sergilerinde izlediğimiz Melankoli ve Persona kavramlarını, bu kez bir müzisyenin titizliği ve bir heykeltıraşın dokunsal hassasiyetiyle yeniden yorumluyor.
Eraslan’ın tuvalleri, insanın doğadan kopuşuna bir ağıt değil, doğanın içinde yeniden var oluşuna dair lirik bir güzellemedir. Figürlerin saçlarından havalanan kırlangıçlar, tenlerinde açan çiçekler ve parmak uçlarından dökülen melodiler; varlığın ancak doğayla hemhal olduğunda anlam kazanacağını fısıldar. Sanatçının zeytin ağacının sabrından süzüp getirdiği estetik anlayış, her bir fırça darbesinde zamansızlığın izlerini taşır.
Serginin bir diğer önemli katmanını oluşturan "Nilüferler" serisi, bu içsel coğrafyanın meditatif merkezidir. Sanatçının zeytin ağacıyla kurduğu somut bağ, bu kez ahşap paneller üzerine uyguladığı nilüfer betimlemelerinde kendini gösterir. Suyun yüzeyindeki dinginlik ve bataklıktan doğan bu çiçeklerin saf güzelliği, insan ruhunun kendi karmaşasından süzülerek ulaştığı huzuru simgeler. Nilüferlerin bataklıktan çıkıp ışığa yönelişi, manifestonun 'Ruhun Coğrafyası'ndaki dönüşüm ve iyileşme temasını derinleştirir.
Bu sergi, sadece gözle görülenin değil, hissedilenin ve duyulanın peşindedir. Bir çellonun gövdesinden yayılan titreşimler, nilüferlerin suyun altındaki gizemli uykusuyla birleşerek izleyiciye meditatif bir alan sunar. Eraslan, figürlerini idealize etmek yerine onları doğanın birer enstrümanı olarak konumlandırır.
3 Nisan’da Galeri Soyut’ta kapılarını açacak olan sergi, Nisan ayının ilk ışıklarıyla birlikte ruhun mevsimsel dönüşümüne eşlik etmeye hazırlanıyor. "Sessizliğin Yankısı", insanın kendi iç sesini duyabilmesi için dışarıdaki dünyayı bir anlığına susturma çabasıdır. Sanatçının 2025-2026 yıllarını kapsayan bu değerli birikimi, izleyiciyi sessizliğin içindeki o büyük yankıya ortak olmaya davet ediyor.
Hakan Eraslan, 1971 yılında Çorum'un Osmancık ilçesinde doğdu. Sanata olan ilgisi küçük yaşlardan itibaren gelişti ve bu tutkuyu akademik bir yola taşıyarak 1995 yılında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak resim öğretmenliği yapmaya başladı. Bu süreçte, sanat çalışmalarına da özel atölyesinde yoğun bir şekilde devam etti.
Ressamlığının yanı sıra, Hakan Eraslan aynı zamanda heykeltıraş olarak da tanınmaktadır. Özellikle zeytin ağacından yaptığı figüratif ahşap heykellerle dikkat çeker. Eraslan, doğanın en değerli ağaçlarından biri olan zeytin ağacını kullanarak, estetik ve duygusal anlamda derinlikli eserler yaratmaktadır. Bu eserlerde insan figürleri, doğayla uyum içinde tasvir edilirken, sanatçının doğaya olan sevgisi ve saygısı da vurgulanır.
Sanatçı, resim ve heykel çalışmalarında insan doğası ve duygularını keşfetmeyi amaçlar. Onun eserleri, izleyicilere günlük yaşamın basit detaylarından yola çıkarak derin anlamlar sunar. Renk ve kompozisyon konusundaki yeteneği, eserlerine estetik bir zarafet kazandırırken, ahşap heykellerindeki dokusal zenginlik, izleyicilere somut bir sanat deneyimi yaşatır.
Hakan Eraslan'ın eserleri Türkiye'de ve yurtdışında birçok kişisel ve karma sergide yer almış olup, sanat dünyasında önemli bir yere sahiptir. Çalışmaları, birçok özel koleksiyonda yer bulmuş ve geniş bir kitle tarafından beğeniyle karşılanmıştır. Eraslan, sanata olan bağlılığı ve yaratıcı yaklaşımı ile hem resimde hem de heykelde kendine özgü bir tarz geliştirmiştir. Sanatını bir ifade aracı olarak kullanırken, aynı zamanda izleyicilere derin bir duygusal etki bırakmayı da başarmaktadır.
Yükleniyor...