1955 yılında dünyaya gelen çağdaş sanatçı Çetin Bilgin, akademik eğitimini 1984 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Neşet Günal Atölyesi’nde yüksek lisans derecesiyle tamamlamıştır. Kariyeri boyunca yenilikçi ve sorgulayıcı üslubuyla dikkat çeken sanatçı, 1984 yılında Devlet Resim Heykel Müzesi'nde düzenlenen Günümüz Sanatçıları 5. Açık Hava Sergisi’nde ödüle layık görülmüş, 1994 yılında ise Yeni Eğilimler Sergisi’nde "Onur Belgesi" alarak sanatsal başarısını tescillemiştir. Üretimleriyle Türk çağdaş sanatında kendine özgü derinlikli bir yer edinen Bilgin, günümüzde Galeri Soyut tarafından temsil edilmektedir.

Sanatçının estetik vizyonunun temelleri, akademi yıllarından önce 1977-1982 yılları arasında profesyonel tiyatro sahnelerinde oyunculuk, dekor ve kostüm tasarımı yaparak edindiği çok katmanlı kurgusal deneyimlere dayanır. 1996 yılında İskoçya’da bulunan Edinburgh Printmakers Workshop & Gallery’de gerçekleştirdiği gravür uygulama atölye çalışmalarıyla teknik dağarcığını uluslararası bir boyuta taşıyan Bilgin, tuvali sadece boyanın aktarıldığı yüzeysel bir form değil; belleğin, uzamın ve düşüncenin soluk aldığı devingen bir alan olarak ele alır. Onun sanatında renk ve biçim sürekli kendi anlamını arar; parçalanarak istiflenen katmanlar birbirini yok etmeden, varoluş mücadelesi içinde birlikte yaşarlar.

Bilgin’in sanatı, figüratif ile soyutlamanın en ekstrem noktalarında, kendi deyimiyle bir "Araf" alanında konumlanır. Eserlerindeki en güçlü metaforlardan biri olan kelebek, doğadaki masumiyetini ve şiirsel güzelliğini yitirmiş; insanlığın kendi yarattığı tüketim döngüsünün kırılgan bir simgesine dönüşmüştür. Sanatçı, Balthus’un ışığına ve çimlerine duyduğu estetik referansla, bu kırılganlığı yalnızca görsel bir şölen olarak değil, ontolojik bir sorunsal olarak inceler. Kelebekler, artık kanatlarında bilişim teknolojisine ait devre desenleri ve neon etkiler taşıyan, dijital kodların ve kozmik ışımaların içinden doğan hibrit varlıklardır.

Baudrillard’ın simülasyon kuramına ve hücrenin kendi kendini yok etmesi anlamına gelen "apoptoz" sürecine atıfta bulunan bu kavramsal yaklaşım; yapay ile doğalın, endüstriyel olanla organik olanın sınırlarını sorgular. Sanatçı, geçmişin ölü dokusundan sıyrılarak geleceğin dijital ve kozmik belirsizliğini tuvaline aktarır; izleyiciyi insan-sonrası varoluşun tekinsiz sorularıyla baş başa bırakır. Kariyeri boyunca Contemporary İstanbul’dan New York ve Washington sergilerine kadar pek çok prestijli platformda eserlerini sergileyen Çetin Bilgin, sanatsal üretimlerini halen Portekiz, İstanbul ve Fethiye Kayaköy’deki atölyelerinde kesintisiz olarak sürdürmektedir.

Haftanın Seçkisi

Yükleniyor...