GALERİ SOYUT

ÇAĞATAY ODABAŞ

İsimsiz
Tarih9 Kasım – 28 Kasım 2007YerGALERİ SOYUTAçılış18.00 - 20.00Eser21TürResim Sergisi
↓ Eserleri Gör 21

Genç kuşağın başarılı ve dikkat çeken isimlerinden olan Çağatay Odabaş’ın son dönem çalışmalarının yer aldığı kişisel sergisi 9-28 Kasım Ocak 2007 tarihleri arasında izlenebilir.

SOYUTUN ÖTESİNDE: ÇAĞATAY ODABAŞ

En yabandan en moderne doğru sanatın serüvenine bakıldığında, daima soyut olana doğru bir yönelim olduğu görülür. Soyut ifade yolları, sanattaki mistik, henüz açıklanamamış olan yarı karanlık bölgeye dair güçlü izler taşır. Batı sanat dünyasında soyut resmin öncüsü kabul edilen Vassily Kandinsky’ye göre, sanat yapıtının sanatçıdan doğuşu, onun sayesinde hayat ve varlık kazanması, gizemli ve sır dolu bir süreçtir. Bu süreçte kendini temsiliyet (representation) ile sınırlandırmayan her ressam, kaçınılmaz olarak müziğe gıpta eder ve ondaki özgür, soyut zenginliği kendi resminde, adeta renkleri ve formu notalar olarak değerlendirerek uygulamayı hedefler (Bkz. Vassily Kandinsky, Concerning the Spiritual in Art). Çağatay Odabaş’ın sanatı, plastik sanatların ve müziğin ortak arayışına konu olan bu estetik bölgeye dair özgün ve yoğun deneyimlerin bir izdüşümü niteliğindedir.

Çağatay Odabaş’ı, iki ayrı çizginin bir halkası olarak görüp değerlendirmek gerekir: Birincisi, o, Türk resim geleneğinde Fahr El Nissa Zeid, Nejad Devrim, Zeki Faik İzer, Sabri Berkel ve günümüze uzandığımızda Burhan Doğançay gibi önemli sanatçılar tarafından temsil edilen soyut geleneğin bugün özgün ve genç bir temsilcisi olarak, bu çizgiyi geleceğe taşıyacak kritik bir köprü olduğunun sinyallerini vermektedir. İkincisi, 20. yüzyıl soyut resminin Vassily Kandinsky, Kazimir Malevich, Jackson Pollock ve Mark Rothko gibi isimleriyle Çağatay Odabaş’ı aynı tartışmanın konusu edebileceğimiz bir kontekst bulunmaktadır; bu da, tüm bu sanatçıların analitik olmayan bir görüş açısından bakıldığında “rasgelelik” izlenimi uyandıran yapıtlarını aslında oldukça derin estetik kaygılarla yaratmış olmalarıdır. Ancak bu “kaygılar” sayesindedir ki rastlantısallık resme hizmet edebilmiş ve ortaya özgün yapıtlar koyulabilmiştir. Burada andığımız iki çizginin bir halkası ve buluşma noktası olarak Çağatay Odabaş, ülkemizin geleceğe uzanan sanat yolculuğunda önemli bir bağlantı/düğüm noktası olarak görünmektedir.

Çağatay Odabaş, kendi sanat anlayışını figüratif-nonfigüratif dikotomisi üzerine oturtmaz; bir yandan en süzülmüş ve yalın anlamda üslûbunu olgunlaştırırken, diğer yandan ulaştığı bu rafine tarzı figüratif bağlamda değerlendirmeye dair bir hedefi de kendi içinde barındırır. Odabaş bu konuda şunu ifade eder: “En büyük hayalim, bir gün, soyut resimlerimde ulaştığım anlatım düzeyiyle, bugün henüz izleyici karşısına çıkmamış desenlerimi bileştirerek figüratif resimler yapmak ve böylece yeni bir senteze ulaşmaktır.” Bu anlamda sanatçı, Avrupa sanatından önemli bir isme, Gerhard Richter’e benzer bir pozisyonda durmaktadır. Richter de birçok sanatçıdan ayrı olarak soyut ve figüratif resmi birbirine zıt noktalara konumlandırmaz. Onun soyut çalışmaları ve foto-resimleri birbiriyle çatışmaz, eşzamanlı olarak yürür, hatta birbirini besler. Odabaş’ta da bu figüratif ve nonfigüratif resim arasındaki diyalojik süreç işlemektedir ve bu arayışlarıyla, kategorize edilmeye uygun bir “sınırlılık” arz etmemektedir. Soyut bir ressam olduğu da, “soyutun ötesi”ne doğru bir yönelimi temsil ettiği de söylenebilir. Ne var ki, ressamın sözünü ettiği desenler henüz günışığına çıkmamıştır. Türk sanat izleyicisi, kendisinin bu yapıtlarını ve planladığı yeni figüratif resimleri görmek için bir süre daha beklemek durumundadır. Bu nedenle, bugün için izleyici karşısında bulunan ve tartışılması, değerlendirilmesi mümkün olan soyut resimleri üzerinde durmamız pratik açıdan daha yerinde olacaktır.

Sanatçı soyut resmi niçin tercih eder? Neden yapıtını temsili olmayan bir yolda yaratır? Ne kadar sanatçı varsa, kuşkusuz bu soruya verilebilecek o kadar yanıt vardır. Çağatay Odabaş’ın verdiği yanıt ise bizi tüm modern dünyayla yüzleşmeye davet etmektedir. Bu konuda şöyle der: “Geçmişte sanatın bir belgeleme fonksiyonu vardı. Bugün yaşadığımız kayıt ve enformasyon çağında artık her şey iletişim teknolojileri yoluyla belgelenmektedir ve sanat bir anlamda bu yükten özgürleşmiştir. Sanatçı, yalın bir üslûpla yüzünü başka bir yere, gerçeğin ‘öz’üne dönmeli ve onu soyutlayarak vermelidir.”

Soyut resim akımında formu ve rengi temel alan iki eğilim olduğunu söyleyebiliriz. Çağatay Odabaş bu yol ayrımında “renk”i tercih etmektedir. Onun yapıtlarında, fonun simgelediği sonsuzluk ile bizim aramızda, tam olarak belirlenemeyen bir veya birkaç noktadan resimsel bir “patlama” olur. Odabaş’ın resmi için çok karakteristik olan bu patlama merkezlerinden izleyiciye doğru renkler çatallanarak yönelir. Bu kompozisyonlar, kaos ve düzen arasındaki dinamik ilişkinin oluşturduğu alanda rengin olanaklarını en uç düzeylere kadar açarlar. Sanatçı, “gerçeğin özü”ne doğru yolculuğunu “renklerin özü”nü de sorunsallaştırarak ilerletir. Fonlar, bu kurgu içinde edilgen değildir. Patlama sürecindeki dinamizm, fonların dinginliğiyle oluşturduğu kontrast temelinde hız alarak dağılır, şekillenir ve bütünü oluşturur.

Sanat izleyicimizi şaşırtacak önemli bir bilgiyi burada açığa vurmak durumundayım: Sinemadan doğa bilimlerine kadar birçok alandan beslenen Çağatay Odabaş’ın bir gökcisminin patlaması kadar doğal, spontane ve rastlantısal görünen resimleri aslında önceden tasarlanmış, eskizler üzerinde çalışılmış ve geliştirilmiştir. Bu patlama, sanatçının ilahi iradesinin belirlediği bir enerji taşmasıdır. Aslında Çağatay Odabaş’ın rastlantısallık etkisi en çok uyandıran, bu noktaya en çok yaklaşan yapıtları, belki de iradi ve bilinçli kurgunun, yaratıcı sanatçı aklının en çok işlediği ve doruğa ulaştığı anlara işaret etmektedir.

Kişisel olarak, Çağatay Odabaş’ın renk ile kurduğu zengin ilişkide, “kırmızı” ve “siyah”ı değerlendirişi üzerinde önemle durulması gerektiğini düşünüyorum. Sanatçı ile yapılacak kapsamlı mülakatlara dayanan, semiyoloji ve sanat tarihinden beslenen “okuma”ların, bu renklerle Odabaş’ın gerçekleştirdiği deneyleri deşifre etmekte bize çok katkı sunacağına inanıyorum. Finlandiyalı sanatçı Helene Schjerfbeck’in deyişiyle, “kırmızı zor bir renktir ve hala bilinmezlikler içindedir”. Onu şehvetle, günahla, isyanla veya Kandinsky örneğinde olduğu gibi “maddi dünya” ile ilişkilendirenler olmuştur. Siyah hakkında ise Fransız ressam Odilon Redon şunu söyler: “Siyaha saygı duyulmalıdır. Hiçbir şey onu kötü amaçla kullanamaz. O, gözü hoşnut tutmaz ya da başka bir duyu uyandırmaz. Siyah, paletlerde yer alan en güzel renklerden daha fazla insan zihnine aracılık eder”. İşte Çağatay Odabaş, insan zihninin aracısı (agent) olan siyahın karanlığı ve tanımlanamaz güçlere işaret eden kırmızının taşkınlığı arasında resimsel “patlama”larını gerçekleştirdiğinde söylenecek çok söz vardır. Sadece “kırmızı ve siyah” bağlamında değil, diğer renkler ekseninde de sanatçının yaratımları çok yönlü araştırmaların ve tartışmaların nesnesi/konusu olmayı hak etmektedir.

Soyut Türk resminin gelişimi içinde bir köprü olan ve soyutun ötesinde bir sanat alanına doğru yönelen ressam Çağatay Odabaş’ın çağdaşı olmanın bizler için bir şans olduğu kanaatindeyim. Bu çağdaşlık durumu, onun meslektaşları olan ressamlara, biz eleştirmenlere ve sanat izleyicilerine karşılıklı iletişim ve etkileşim temelinde derin diyaloglar için olanak sunmaktadır. Bu olanağın yaratıcı ve üretken bir tarzda değerlendirilmesiyle kazanan genç Türk sanatı olacaktır.

ÇAĞATAY ODABAŞ — kapak

“ÇAĞATAY ODABAŞ”, Galeri Soyut’un Ankara’daki galerisinde 9 Kasım – 28 Kasım 2007 tarihleri arasında düzenlenmiş bir kişisel sergidir. Sergide 21 eseri yer aldı. Sergiyi gezmek ücretsizdir.

Görünüm21 eser
"300" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2006 yılında 100x150 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
300, 2006
100x150 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Akrep" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 35x45 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Akrep, 2007
35x45 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Apollo" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 100x130 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Apollo, 2007
100x130 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Artemis" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 100x130 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Artemis, 2007
100x130 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Büyülü Dans" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 100x130 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Büyülü Dans, 2007
100x130 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Erotik Yağmur" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Erotik Yağmur, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Fırtına Kızı" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 65x80 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Fırtına Kızı, 2007
65x80 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Kral" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 65x80 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Kral, 2007
65x80 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Kuzey Kalesi" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 65x80 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Kuzey Kalesi, 2007
65x80 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Küçük Melek" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Küçük Melek, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Mavi Uzay" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Mavi Uzay, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Mikrokozmos" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 35x45 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Mikrokozmos, 2007
35x45 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Mitolojik Işık" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 100x130 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Mitolojik Işık, 2007
100x130 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Pembe Nebula" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2006 yılında 150x150 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Pembe Nebula, 2006
150x150 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Peri Öpücüğü" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Peri Öpücüğü, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Rüya" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 65x80 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Rüya, 2007
65x80 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Samson" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 65x80 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Samson, 2007
65x80 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Siyah Venüs" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2006 yılında 100x150 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Siyah Venüs, 2006
100x150 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Vega" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Vega, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Yaratık" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 30x30 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Yaratık, 2007
30x30 cm · Tuval üzeri akrilik boya
"Yıldız Çığlığı" eseri ÇAĞATAY ODABAŞ tarafından 2007 yılında 90x110 cm ölçülerinde Tuval üzeri akrilik boya tekniği ile yapılmıştır.
Yıldız Çığlığı, 2007
90x110 cm · Tuval üzeri akrilik boya

“ÇAĞATAY ODABAŞ” hakkında sık sorulanlar

“ÇAĞATAY ODABAŞ” sergisi ne zaman?

Sergi 9 Kasım – 28 Kasım 2007 tarihleri arasında düzenlendi. Açılış: 18.00 - 20.00.

Sergi nerede, ziyaret saatleri nedir?

Galeri Soyut’un Ankara’daki iki mekânı Pazartesi–Cumartesi açıktır (Çankaya 10:00–19:00, Çayyolu 11:00–18:00; Pazar kapalı). Çayyolu mekânı için randevu alınması gerekir.

Sergiye giriş ücretli mi?

Hayır. Galeri Soyut sergilerini gezmek ücretsizdir.

Sergide hangi sanatçılar yer alıyor?

ÇAĞATAY ODABAŞ.

Sergideki eserler satın alınabilir mi?

Sergideki eserlerin büyük bölümü satışa açıktır. Eser sayfasından “Danışmana Sor” ile galeriye yazabilir ya da teklif verebilirsiniz; fiyatı yayımlanmayan eserlerde fiyat için galeriye danışılır.

Bir sonraki sergiyi kaçırmayın

Yeni sergiler, açılış davetleri ve müzayede duyuruları — ayda birkaç e-posta.

Abone olarak KVKK aydınlatma metnini okuduğunuzu kabul edersiniz. Adresiniz yalnızca Galeri Soyut bülteni için kullanılır, üçüncü kişilerle paylaşılmaz; her bültenin altındaki bağlantıyla tek tıkla çıkabilirsiniz.